HIZLANDIRAN
Tüketim mallarına olan talep artışı, uyarılmış yatırımları da tetikler ve yatırım mallarına olan talebi de artırır. Hızlandıran etkisinin sonucunda yatırım mallarının talebindeki artış, tüketim mallarının talebindeki artıştan daha fazla olur. Peki ne kadar fazla?
1 birim tüketim malı elde edebilmek için ne kadar sermaye gerekir sorusunun cevabını sermaye(K)-hasıla(H) oranı belirler. A = K / H
Örneğin; 5 birim ilave hasıla için, 10 birim sermaye gerekliyse: A = 10/5 = 2 yani tüketim mallarına olan talep 1 birim arttığında yatırım malları talebi 2 birim artmalıdır.
İkame Yatırımları: Mevcut sermaye stokunun (K) yıpranma payına göre yapılır. Sermaye stokunun ömrü 10 yıl ise her sene K / 10 oranında ikame yatırımı yapılmalıdır.
Bir ekonomide yıllık toplam yatırım miktarı uyarılmış yatırımlar ve ikame yatırımların toplamıdır.
ÇARPAN
Basit Çarpan: Otonom yatırımlardaki artış istihdamda ve dolayısıyla MG'de de bir artışa neden olur. Fakat MG'deki artış çarpan etkisi sonucu yatırımlardaki artıştan daha fazla olur. Çarpan'ın büyüklüğü ekonomideki marjinal tüketim eğilimine (c) bağlıdır. c artarsa, formüldeki paydanın değeri azalacağından k değeri büyür!
Ayrıca c+s=1 'den hareketle çarpanın marjinal tasarruf eğilimine(s) de bağlı olduğu, s'nin tersi olduğu ortaya çıkar.
k = 1 / 1-c veya 1 / s
Süper Çarpan: Otonom yatırımlardaki artışla basit çarpanın neden olduğu daha fazla MG artışı yeni yatırımları uyarır ve uyarılmış yatırımlar harekete geçer. Sonuç itibariyle otonom yatırımlarda yaşanan artış basit çarpandan daha büyük bir etki yaratır ki buna süper çarpan denir. Marjinal tüketim eğilimi (c) ve marjinal yatırım eğilimi (a) bağlıdır.
k = 1 / 1 - c - a
İzleyiciler
7 Temmuz 2016 Perşembe
GSMH VE GSYİH
GSMH - GSYIH
GSYIH = Yerli ve yabancı yurtiçinde yerleşik olan herkesin yıl içinde ürettikleri nihai mal-hizmetlerin toplamı
GSMH = Sadece TC vatandaşlarının yurtiçinde ve yurtdışında yıllık nihai mal-hizmet üretim miktarları toplamı
Ara mallar bu hesaplamalara dahil edilmez yoksa çifte sayım olur.
GSYIH hesabına kullanılmış ikinci el mallar ve mali varlıklar katılmaz. Stoklar dahil edilir.
GSMH = GSYIH + Dış Alem Net Faktör Gelirleri
Y = C (Özel tüketim harc) + I (Özel yatırım harc) + G (Kamu harc) + NX (İhracat-İthalat)
Hane halkı konut harcamaları C'nin değil I'nın içinde yer alır.
GSYIH - Amortismanlar = SYIH
SYIH - (Dolaylı vergiler - Sübvansiyonlar) = YIG
YIG + Net İhracat = MG
GSMH - Amortismanlar = SMH
SMH - (Dolaylı vergi - Sübv) = MG
GSYIH Deflatörü = Nominal GSYIH / Reel GSYIH
Büyüme Oranı = [(GSYIHt dönemi - GSYIHt-1 dönemi) / (GSYIHt-1 dönemi)] x 100
Enflasyon Oranı = [(Pt dönemi - Pt-1 dönemi) / Pt-1 dönemi] x 100
26 Kasım 2015 Perşembe
Makro İktisat Çalışma Soruları
1)
|
|
Üretim Miktarı
|
|
Birim Fiyatı
|
|
|
|
1.
YIL
|
2.
YIL
|
1.YIL
|
2.YIL
|
|
A
MALI
|
2
|
3
|
0,3
|
0,5
|
|
B
malı
|
3
|
2
|
0,2
|
0,4
|
|
C
MALI
|
4
|
6
|
0,5
|
0,6
|
Yukarıdaki tabloya göre baz yılı olarak 1. Yıl
seçilmişse, 2. Yıldaki reel GSYİH kaçtır?
2) Tam sermaye hareketliliği ve esnek döviz kuru
varsayımı altında uygulanan daraltıcı maliye politikasının sonuçlarını grafik
yardımıyla açıklayınız
3)Çıktıyı ve işsizliği doğal seviyesinden saptırmadan
enflasyonu kontrol altına alabilmesi için nasıl bir politika izlemelidir?
Grafik yardımıyla açıklayınız.
4) Beklenen enflasyondaki artış Phillips eğrisi
üzerinde nasıl bir değişmeye neden olur? Grafik yardımıyla açıklayınız.
5) Mali genişlemenin sadece faiz oranını arttırdığı
durumu grafik yardımıyla açıklayınız.
6) Klasik makro iktisadi modeline göre, para
stoğunda bir artma meydana geldiğinde toplam talep eğrisi, fiyatlar genel
düzeyi ve reel gelir nasıl değişir? Garfik yardımıyla açıklayınız
7) Marjinal tüketim eğiliminin %75 ve vergi oranının
ise %20 olduğu ve devlet bütçesinin açık verdiği bir ekonomide, kamu harcamaları
500 dolar artarken transfer harcamaları 500 dolar azalmışsa yeni durumda bütçe
açığı ne yönde değişir?
8) Lucas arz eğrisinin geçerli olduğu bir ekonomide
işsizlik oranının doğal işsizlik oranının altına indirilebilmesi için nasıl bir
politika uygulanmalıdır. Grafik yardımıyla açıklayınız.
9) Para talebinin faiz esnekliğinin sonsuz olduğu
duruma ne ad verilir? Grafik yardımıyla açıklayınız.
10) Toplam arz ve toplam talep eğrilerinde
kullanılan değişkenler nelerdir? Yazınız.
25 Kasım 2015 Çarşamba
Gelir Dağılımı ve Yoksulluk Koray DUMAN
Gelir Dağılımı ve Yoksulluk
Dünyanın
en büyük ve en önemli sorunlarından biri de adaletsiz gelir dağılımı ve
yoksulluk. Üstelik bu sorun artık ekonomik bir sorun olmayıp, sosyal bir soruna
dönüşürken, her geçen gün biraz daha içinden çıkılmaz bir hal almaya devam
ediyor. Son yıllarda hızla artan küreselleşme ve bunun servet sahipleri
üzerindeki "olumlu" etkisi, gelir dağılım dengesini servet sahipleri
lehine değiştirirken, dünyadaki gelir dağılımı ve yoksulluk çıkmazını da
derinleştiriyor.
Dünyada bu dengesizlikleri sürdürmek
elbette imkânsızdır. Küreselleşme sorunları, birkaç yıldır dibe vurdu ve dünya
ekonomisi hızla soğumaya başladı. Dünya yeni bir ekonomik düzen kurmak
zorundadır.
Bizim
gibi yüksek cari açık veren bazı ülkelerin aynı zamanda dış borçları arttı ve
durgunluk başlayınca ister istemez fakirleşme sürecine girdiler. Dış borçları
çevirmek zorlaşınca ve bu ülkeler net dış borç ülkeler konumuna gelince, yurt
dışına girenden fazla kaynak çıkışı olacak ve ülkeler fakirleşecektir.
Cari
fazla veren ülkelere gelince, bu ülkeler küreselleşmenin nimetlerinden en fazla
faydalanan ülkeler oldu. Ancak spekülasyon sonucu bazı insanlar hızla
zenginleşti, bir kısım halk da yoksullaştı. Muhakkak olan, ister zengin
olsun, ister fakir olsun, tüm ülkelerde gelir dağılımı bozuldu, zengin-fakir
farkı arttı.
Her
şey spekülatif sermayenin dünyaya hakim olması ile başladı... Spekülatif
sermaye fahiş kâr peşinde koştu. Bunun için spekülatif sermayeyi kimse
suçlayamaz. Suçlanması gereken devleti devre dışı bırakan ve sıcak para
hareketlerinin kontrol dışında kalmasını sağlayan siyasi iktidarlardır.
Sermaye, bir mal veya hizmet üretmek için kullanılan makine ve teçhizat, fabrika ve atölye gibi fiziksel araç ve gereçleri ifade eder. Başka bir ifade ile reel yatırımlardır. Finans sektöründe ise sermaye, söz konusu bu fiziksel sermaye üzerindeki mülkiyet hakkını gösteren ve paraya dönüştürülebilen hisse senedi, tahvil ve bono gibi değerlerdir.
Sermaye, bir mal veya hizmet üretmek için kullanılan makine ve teçhizat, fabrika ve atölye gibi fiziksel araç ve gereçleri ifade eder. Başka bir ifade ile reel yatırımlardır. Finans sektöründe ise sermaye, söz konusu bu fiziksel sermaye üzerindeki mülkiyet hakkını gösteren ve paraya dönüştürülebilen hisse senedi, tahvil ve bono gibi değerlerdir.
Türkiye
için 1980'ler önemli bir yapısal dönüşüm sürecidir. 24 Ocak 1980'deyürürlüğe
giren yeni ekonomi programı ile ekonomik, toplumsal yapıda esaslı bir değişim
gerçekleşirken 1990'lı yıllarda art arda yaşanan krizler ile birlikte ekonomi
küçülerek, işsizlik artmıştır. Küreselleşme süreci, neo-liberal politikalar ve
ekonomik krizlerin birleşik etkileri ülkede gelir dağılımının bozulmasına,
toplumsal kesimler arasındaki uçurumun derinleşmesine ve yoksulluğun artmasına
neden olmuş ve Türkiye, nispeten gelirin adil dağıldığı bir ülke olmaktan
çıkıp, zengin ile yoksul arasındaki gelir farkının uçurum nitelemesini hak
edecek düzeylere ulaştığı bir ülke durumuna gelmiştir.
Türkiye'de
kişi başına düşen gelir son on yılda neredeyse 3 katına çıkmıştır. Yaklaşık75
milyon nüfusu ile Dünya Bankası tarafından üst orta gelirli bir sınıf olarak
tanımlanmaktadır ve dünyanın 18. büyük ekonomisi durumundadır. (The World Bank,
TurkeyOverviev) Buna rağmen yoksul nüfusun genel nüfusa oranında belirgin bir
değişiklik olmamıştır. Aşağıdaki tablolar da bunlara ait veriler yer
almaktadır.
OECD
ülkeleri arasında gelir dağılımı adaletsizliğinde 3’üncü sırada yer alan
Türkiye’nin Gini katsayısı (0.411), OECD ortalamasının (0.316) üzerinde.
Bununla birlikte, Türkiye maalesef küresel ekonomik krizden ciddi şekilde etkilenmiş olan İtalya, İspanya, Yunanistan ve Portekiz gibi Avrupa ülkelerinden daha yüksek bir gelir dağılımı eşitsizliğine sahip. Diğer taraftan, Türkiye’ye ilişkin karşılaştırmalı göstergeler bununla da sınırlı değil. Türkiye’de göreli yoksulluk oranı yüzde 19.3 iken OECD ortalaması % 11.1. Ayrıca, Türkiye nüfusunun en zengin yüzde 10’luk kesiminin sahip olduğu gelir, en yoksul yüzde 10’luk kesimin elde ettiği gelirin 15 katına denk geliyor. Bu oranın OECD’de ortalama 9.8 olduğu görülüyor.
Bununla birlikte, Türkiye maalesef küresel ekonomik krizden ciddi şekilde etkilenmiş olan İtalya, İspanya, Yunanistan ve Portekiz gibi Avrupa ülkelerinden daha yüksek bir gelir dağılımı eşitsizliğine sahip. Diğer taraftan, Türkiye’ye ilişkin karşılaştırmalı göstergeler bununla da sınırlı değil. Türkiye’de göreli yoksulluk oranı yüzde 19.3 iken OECD ortalaması % 11.1. Ayrıca, Türkiye nüfusunun en zengin yüzde 10’luk kesiminin sahip olduğu gelir, en yoksul yüzde 10’luk kesimin elde ettiği gelirin 15 katına denk geliyor. Bu oranın OECD’de ortalama 9.8 olduğu görülüyor.
Kürese
gelir eşitsizliğinin halen dünyamızın önemli bir sorunu olduğudur. Günümüzün bir
olgusu olan küreselleşmenin bu sorunu hafifletici/çözücü roller icra edip
etmeyeceğiyse önemli tartışma konularından biridir. Açık olan husus ise küresel
eşitsizliğin son yüzyılda giderek artma eğilimi gösterdiğidir. Ülkeler arası
eşitliksizlik yine bu dönemde artan bir trend izlemektedir. Global düzeyde ülke
içi gelir eşitsizliklerinde bir azalma görülmesine rağmen, Türkiye’deki durum
ise gelişmişlik düzeyine göre benzer ülkelerden daha kötüdür.
Gelir
dağılımında gözlenen eşitsizlik sorunu daha derinleşen bir biçimde kaşlımıza
yoksulluk sorunu olarak çıkmaktadır. Yoksulluğun belirli bölgelerde yoğunlaştığı
mekânlar, yoksulluğu derinleştiren ve yoksulluğu yenmekten daha çok
içselleştiren mekânlara dönüşmektedirler. Bu tür çevre bölgeler için özel
müdahale biçimleri ortaya koymak genelde yeterli düzeyde etkili olamamaktadır.
Örneğin o bölgeye özel transfer ödemeleri, yardım kampanyaları, özel Eğitim
kampanyaları vb. faaliyetler yoksulluğu kalıcı
olarak yenmekten daha çok, yoksulluğun
yerleşmesine katkıda bulunmaktadır. Bütün bunların yerine daha doğru bir
strateji, bu tür çevre mekânlar ile merkez mekânlar arasındaki kanallar› canlı›
tutmak ve geliştirmektir. Yoksulluk kültürünün yerleşmesini en hızlı
engelleyecek yöntemlerden biri budur.
Ekonomi ve Çevre Koray DUMAN
EKONOMİ VE ÇEVRE
Son yıllarda ülkeleri ve hükümetleri meşgul eden meseleler
yalnız enflasyon, dış ticaret açıklan, bütçe açıklan, hızlı nüfus artışı,
işsizlik, konut sorunları olmayıp k a l k ı n m a n ı n, gelişmenin beraberinde getirdiği çevre
sorunlarının da önemli yer tuttuğu bilinen bir gerçektir. Nitekim Çevre sorunlarının
toplumsal ve siyasal yaşamın gündemine girmeye başladığı 1970"li yıllarda,
ekonomik, sosyal ve doğal bilim dallarında çalışan çeşitli araştırmacılar
çevre sorunları ile ekonomik gelişme arasındaki ilişkiler üzerinde çalışmaya
başlamışlardır. Bu çalışmalar zamanla sürdürülebilir kalkınma kavramının çerçevesini oluşturmuştur. 1987 yılında
Uluslararası Ekolojik Ekonomi Topluluğu"nun kurulmasıyla, bu yeni perspektif
ekolojik ekonomi olarak tanımlanmıştır.
Her yaşadığımız çevre felaketi sonucunda hem ekonomiler hem
de insanlık büyük zararlarla karşı karşıya kalıyor. Yaşananlar sonrası acil
olarak çeşitli tezler üretilip, bir an önce ekonomik tedbirler alınması gündeme
geliyor. Bu açıdan değerlendirecek olursak, günümüzün ekonomi anlayışının da
eskidiğini kabullenmek zorundayız. Artık hepimiz biliyoruz ki, büyüyen
ekonomiler beraberlerinde çevre felaketlerini ve insan sağlığını tehdit eden
unsurları da tetikliyor.
Nitekim BM Çevre Programı’nın raporunda
vahim tespitler var. Bu rapora göre, 1 buçuk milyar insanın su
kaynaklarının kısıtlı olduğu yerlerde yaşadığına dikkati çekiyor, eğer bugün 7
milyar olan dünya nüfusunun 2050’de tahmin edildiği gibi 9 milyara tırmanması
durumunda su ve gıda sıkıntısı yaşanabileceğini belirtiyor.
Rapor ayrıca küresel ısınmanın artması ve yağmur alan
bölgelerin değişmesinin de gıda ve su kaynaklarında yaşanan sıkıntıyı
arttırabileceğini kaydediyor. Uzmanlara göre yalnızca Afrika kıtasında, bu
yüzyılın sonunda tarım ürünlerinde yüzde 15 ila 30 oranında azalma olabilir.
Durumun ne kadar vahim olduğu yadsınamaz bir gerçek olarak karşımızda durmakta.
Petrol ve
kömür gibi ucuz fosil yakıt kullanımına dayalı enerji sistemleri ve havadaki
karbondioksit miktarını iki katına çıkaran sistemlerle büyüyen ekonomilerin ekolojik
travmaları da beraberlerinde getirdiği görülebilir.
Ancak Çevresel bozulmaya karşı çabaların öncelikle gelişmiş
ülkelerden başlaması gerekir ki eşitsizlik ve yoksulluk artmasın. Aksi taktirde
büyük bölümü eşitsiz ve yoksul olan bir dünyanın çevresel bozulma yaratmadan bir
gelecek düşünmesi zor olacaktır. Böyle bir kirlenmiş dünyadan en fazla
etkilenecek kesim onlar olsa bile. Bu nedenle makyaj tedbirleri ile çevresel
bozulmanın bazı sonuçlarını ortadan kaldırmak için değil sebeplerine uzanarak
yapısal önlemler almak için çaba göstermek gerekir. Ayrıca çevre kirliliğinin önlenmesi konusunda
kirliliğe sebep olan birimlerin tercihlerinin yanı sıra toplumun ve kamu
yöneticilerinin tercihleri de büyük önem taşımaktadır
Ekonomik ve sosyal kalkınma ile çevre sorunlarını
birbirinden soyutlamak olanaksızdır. Çevre, yaşanan ortamdır. Ekonomik
faaliyetler bu ortamda yapılmakta ve gelişmektedir. Doğal olarak bu
faaliyetlerin sonuçta karlılık ve verimlilik üretmesi esas kabul edilir. Bu
düşüncenin çevreye duyarlı hale getirilmemesinden kaynaklanan yatırım düşünceleri
ekolojik bozulmalara neden olacaktır.
Sürdürülebilir kalkınmanın temelinde çevreye uyumlu
ekonomik faaliyetlerin olduğu unutulmamalıdır. Ekonomik anlamda kalkınma ile
çevre birbirinin tamamlayıcısıdır. Yanlış sanayileşme ve kentleşme sonucu doğal
kaynaklar tüketilerek çevre kirliliği hızla artmaktadır. Ekonomik faaliyetler
arttıkça çevre sorunlarını da yeni kavramlarla ortaya çıkarmaktadır. Marjinal
faydanın yaratacağı sosyal maliyetleri içine alabilecek yatırımların
yapılmasıyla çevre kirliliğini en aza indiren ekonomik kalkınma
hedeflenmelidir. Çevresel önleme maliyetleriyle en az çevre sorunu yaratan ve
ekonomik gelişmeyi engellemeyen yeni yöntemler geliştirip ekonomik
faaliyetlerin sürdürülmesinde kirlenme düzeyleri arasındaki farkları gidererek büyüme
sağlanmalıdır.
Yatırım projelerinde çevre maliyetlerinin payını arttırıp
kaynaklar etkin kullanılmalıdır. Çevre koruma ve geliştirme maliyetleri,
ekonomik büyümeyi yavaşlatmayan bir stratejik tasarımla yönlendirilmelidir.
Teknolojik yenilenmeler ile bu soruna çözüm üretmek yerinde
olabilecektir. Yeni teknolojilerle, üretimi sınırlamadan çevre sorunlarına
çözüm getirmek 21.yüzyıl iktisat ve işletmecilerin en önemli sorumluluğu olduğu
düşüncesi hakim olmalıdır.
İktisat biliminin stratejilerine uygun vergileme yöntemi
ile çevre kirliliği denetim altına alınabilir. ABD, Almanya, Hollanda, Fransa,
Norveç ve İsveç’te çeşitli adlar altında çevre vergisi alınmakta ve bu
ülkelerin bazılarında çevre giderlerini muhasebe tekniğine uygun olarak
kayıtlanmaktadır. Doğal kaynakların kullanımı bile üretimden beklentilerin
yanında toplumun yararlarını da dikkate alan çevre ekonomisinin geliştirme
zorunluluğu günümüzde daha da önemli duruma gelmiştir. Özellikle atık yönetimi
kavramı ve atık değerlendirmede yapılan maliyet analizleri, bu görevleri
sürdüren teknik elemanlara eğitim şeklinde tanımlatılmalı ve üniversitelerin de
işbirliği içerisinde sürekli eğitim desteği ile çevre bilinci geliştirilmeye
devam ettirilmelidir.
Çevre ve ekonomik maliyet ayrılmaz birlikteliklerini daha
seviyeli bir yaşam modeli ile sürdürmek zorunda olduğu gerçeği ise kaçınılmaz
bir durum olarak sürekli karşımızda olacaktır.
Erinç Yeldan /KÜRESEL BORÇLANMA
Krizin sekizinci yılını tamamlamak üzereyiz. Kapitalizmin “1930 Büyük Buhranı’ndan”bu yana en uzun süreli ve sistemik nitelikli krizi aşama aşama evriliyor. Bildiğimiz üzere krizin ilk aşaması 2008 Eylül ayında Amerika’da konut kredileri piyasasında“eşik altı - vasıfsız” varlıklara dayalı fonlama balonunun çözülmesi ile patlak vermiş; daha sonra da Avrupa kamu borç krizi ile derinleşmişti. Şimdi ise krizin üçüncü evresini yaşamaktayız: yükselen piyasa ekonomilerinde durgunluk ve yavaşlama... Sanki üç ayrı süreçte evrilmiş gibi gözüken küresel krizin ortak bir noktası var: küresel borçlanma. Kapitalizmin finansallaşması ile ortaya dökülen ucuz ve bol kredinin hane halkları, şirketler ve devletler arasında deyim neredeyse kapışılmasına dayalı borç sarmalı, küresel bir salgına dönüşmüş durumda. Borç sarmalına dayalı krizler elbette yeni bir olgu değil. Ancak tam da ana akım neoliberal iktisat yaklaşımının her türlü sorunun yanıtının bulunulduğuna inandığı bir dönemde -ve işler de tam istenildiği gibi düzene girmiş; küreselleşme denilen neoemperyalist yeni paylaşım süreci meyvelerini vermeye başlamış iken- kapitalizmin merkezlerinden çevre ekonomilerine borçlandırma yoluyla yayılan bu salgının çözümü yakın gelecekte gözükmüyor. Her üç evrede de özel sektörün borçlanma iştahı önemli bir açıklayıcı değişken olarak öne çıkmakta. İlk dönemde Amerikan konut piyasasına aktarılan küresel tasarruf fazlasının yarattığı köpükler, ikinci evrede Avrupa’nın Yunanistan, İspanya, Portekiz, İrlanda gibi çevre ekonomilerinde “siesta” öyküleriyle birleşerek büyük durgunluğa dönüşmekteydi. Durgunluğu aşmak için sürdürülen QE -miktar kolaylaştırması operasyonlarıyla varılan noktada da küresel faizler sıfır alt sınırına dayanmış; para piyasalarının yarattığı aşırı likidite bolluğu ise yükselen piyasa ekonomilerinde tasarruf,– yatırım dengesini tahrip etmişti. Bu süreçte iki grup ayrışma gözlendi: Birinci grupta cari işlemler fazlaları veren ve yüksek boyutta uluslararası rezerve sahip olan ekonomiler yer aldı. Çin ve Kore’nin başını çektiği bu grup, süregelen krizi düşük büyüme hızları ve yurtiçi talep odaklı büyümeyle aşma çabasında. Bu ülkeler küresel krizi, “durgunluk ve yavaşlayanbüyüme” üzerinden yaşamakta.İkinci grupta ise sermaye akımlarına aşırı bağımlı, yüksek cari işlemler açığı sergileyen ve cari işlemler açığını da ya mevcut rezervleri eriterek ya da kayıtdışı sermaye (net hata noksan) akımlarını uyararak karşılamaya çabalayan ülkeler var. Brezilya, Malezya ve elbette Türkiye, bu ülkeler grubu içerisinde. Görece yüksek enflasyon, düşük tasarruflar ve yüksek işsizlik ile söz konusu ekonomiler krizi daha sert bir çöküş yaşamadan, en iyi şartlarda “uzayan durgunluk” koşullarında aşma çabasında. Sermaye girişlerine aşırı bağımlılık bu ülkelerin ortak yazgısı olarak gözleniyor; Amerikan Merkez Bankası’nın (Fed’in) artık bir yılan hikâyesine dönen faiz artırımı kararını da süregelen bir tehdit olarak algılamaktalar. Fed gerçekten beklenen faiz artırımına giderse ve Amerikan ekonomisi yeniden küresel tasarruf fazlasının merkez adresine dönüşürse, dünya ekonomisinin dengeleri 2008 başına geri döner mi? Amerika kaynaklı yeni bir borç-köpük sarmalı küresel krizi dördüncü bir evreye sürükler mi? Her ne kadar “aynı suda iki kez yıkanılmaz”denilmiş ise de...
İktisatçılar için çalışma soruları
1)Devletin Makro
iktisadi bir aktör olarak yer aldığı;dış ticaretin söz konusu olmadığı bir
ekonomide marjinal tasarruf eğilimi 0,2 ise çarpan kaçtır?
a)
Bulunamaz b) 7 c)5 d)3 e)1
2) Yurtdışı gelir
düzeyi artarsa aşağıdakilerden hangisi gerçekleşir?
a)
IS Eğrisi sağa doğru kayar
b)
IS eğrisi sola doğru kayar
c)
LM eğrisi sağa doğru kayar
d)
LM eğrisi sola doğru kayar
e)
LM eğrisi yatıklaşır
3) Eğer ekonomide dış
açık ve eksik istihdam varsa hangi politikanın uygulanması doğru olur?
a)
Genişletici mali politika
b)
Genişletici para politikası
c)
Daraltıcı para politikası
d)
Daraltıcı maliye politikası
e)
Gelirler politikası
4) Yabancı paranın
ulusal para cinsinden fiyatına ne denir?
a)
Dış açık
b)
Döviz kuru
c)
Revalüasyon
d)
Devalüasyon
e)
Kotasyon
5) Marjinal tasarruf
eğiliminin yüksek olması aşağıdakilerden hangisinin göstergesidir?
a)
Göreli olarak daha dik IS eğrisinin
b)
Göreli olarak daha dik LM eğrisinin
c)
Göreli olarak daha yatay IS eğrisinin
d)
Göreli olarak daha yatay LM eğrisinin
e)
Göreli olarak daha dik toplam harcama eğrisi
6) Kamu
harcamalarının iç borçlanma yoluyla finanse edilmesi sonucu faiz oranının
artmasına ve özel sektör yatırımlarının olumsuz etkilenmesine ne ad verilir?
a)
Likidite tuzağı
b)
Crowding out
c)
Crowding in
d)
Fisher etkisi
e)
Keynes etkisi
7) Keynes’e göre
aşağıdaki durumlardan hangisinde Para arzındaki artış faiz oranlarını
etkilemez?
a)
Ekonomi tam istihdamda olduğunda
b)
Ekonomide fiyat istikrarı olduğunda
c)
Ekonomi likitide tuzağında olduğunda
d)
Ekonomi ara aralıkta olduğunda
e)
Ekonomi klasik aralıkta olduğunda
8)Genişletici mali
politika aşağıdakilerden hangisine yol açar?
a)
Sadece tüketimi azaltır
b)
Sadece yatırımları arttırır
c)
Tüketimi ve yatırımları azaltır
d)
Tüketimi ve yatırımları arttırır
e)
Tüketimi arttırır ve yatırımları azaltır
9) Para arzının
azalması aşağıdakilerden hangisine yol açar?
a)
Gelir artışına
b)
Döviz kuru artışına
c)
Gelir ve faiz düşüşüne
d)
Gelir ve faiz artışına
e)
Faiz artışına
10) Para otoritesi
faiz oranını sabit tutmaya yönelik bir politika izliyorsa; IS-LM modeline göre
vergilerdeki bir artıştan gelir nasıl etkilenir?
a)
Değişmez
b)
Artar
c)
Azalır
d)
Kısa dönemde artar uzun dönemde azalır
e)
Kısa dönemde azalır uzun dönemde artar
11) Merkez bankasının
faiz oranlarını hedeflenmesi durumunda LM eğrinsin şekli nasıl olur?
a)
Yatay
b)
Dikey
c)
Pozitif eğimli
d)
Negatif eğimli
e)
L Şeklinde
12) I. Yatırımlar
II. Faiz oranları
III. Otonom Vergiler
Keynesyen yaklaşıma
göre para arzı artışı yukarıdakilerden hangisini arttırır??
a)
Yalnız I
b.
Yalnız II
c)
Yalnız III
d)
I ve II
e)
II ve III
13) Aşağıdakilerden
hangisi milli gelirin bir unsuru değildir?
a) Tüketim
harcamaları
b) Yatırım
harcamaları
c) Faiz haddi
d) Kamu alımları
e) Net ihracat
14) Aşağıdakilerden
hangisi tam sermaye hareketliliği
durumunda esnek kur
sisteminde parasal genişlemenin
sonucudur?
a) Milli gelir artar, ulusal para değer kazanır, ticaret dengesi
iyileşir
b) Milli gelir değişmez, net ihracat azalır
c) Milli gelir artar, ticaret dengesi iyileşir, ulusal para değer
yitirir
d) Milli gelir artar, ticaret dengesi olumsuz etkilenir
e) Milli gelir değişmez ticaret dengesi iyileşir.
15) Açık ekonomide IS
eğrisi ile ilgili aşağıdaki yorumlardan hangisi doğrudur?
a)
Açık ekonomide IS eğrisi paralel bir şekilde sağa doğru kayar
b)
Açık ekonomide IS eğrisi paralel bir şekilde sola doğru kayar
c)
Açık ekonomide IS eğrisi yatıklaşır
d)
Açık ekonomide IS eğrisi dikleşir
e)
Açık ekonomide IS eğrisi değişmez
16) Sermaye hareketliliğinin tam olduğu durumlarda ödemeler bilançosu
eğrisinin konumu hakkında ne söylenebilir?
a.
Reel gelir eksenine diktir
b.
Pozitif eğimlidir
c.
Reel gelir eksenine paraleldir
d.
Negatif eğimlidir
e.
Faiz eksenine paraleldir
17) Esnek kur
sisteminde 1 doların 1,5 YTL den 2 YTL ye çıkması durumunda aşağıdakilerden
hangisi gerçekleşir?
a)
Revalüasyon
b)
Cari açık
c)
Ulusal paranın değer kazanması
d)
Ulusal paranın değer kaybetmesi
e)
Yabancı paranın değer kaybetmesi
18) Sabit döviz kuru
ve sermayenin tam hareketliliği varsayımları altında aşağıdakilerden hangisini
uygulamak etkin olacaktır?
a)
Daraltıcı maliye politikası
b)
Daraltıcı para politikası
c)
Sıkı para politikası
d)
Genişletici para politikası
e)
Gelirler politikası
19) LM eğrisi
üzerinde Keynesgil aralıkta hangi politika daha etkindir?
a)
Para politikası
b)
Maliye politikası
c)
Gelirler politikası
d)
İhracat politikası
e)
Destekleyici politikalar
20)Marjinal tüketim
eğilimininin düşük olması aşağıdakilerden hangisini gösterir?
a)
LM eğrisinin göreli olarak daha yatık olduğunu
b)
LM eğrisinin göreli olarak dik olduğunu
c)
IS eğrinsin göreli olarak yatık olduğunu
d)
IS eğrisinin göreli olarak dik olduğunu
e)
LM eğrinsinin sonsuz eğimli olduğunu
21)Bir ekonomide
tüketim harcamaları 100 birim, özel kesim tasarrufları 50 birim, vergiler 60
birim, yatırım harcamaları 45 birim, transfer ödemeleri 20 birim ve dış ticaret
açığı 30 birim ise bu ekonomide denge milli gelir düzeyi kaç birimdir?
a)
190 b) 210 c) 230 d) 250 e) 270
22) İki kesimli bir
ekonomide tüketim fonksiyonun denklemi C=800+0,6Y dir. Bu ekonomide yatırım
harcamaları 1200 birim ise denge milli gelir düzeyi kaçtır?
a)
5000 b) 6000 c)7000 d)8000 e) 9000
23) Tüketim
harcamalarında meydana gelen değişmelerin yatırımlar üzerinde meydana getireceği
etkiye ne ad verilir?
a)
Çarpan etkisi
b)
Hızlandıran etkisi
c)
İkame etkisi
d)
Gelir etkisi
e)
Fiyat etkisi.
24) Gelir 1200,
tüketim 500, yatırımlar 400, devlet harcamaları 100 olan dışa açık bir
ekonomide net ihracat miktarı kaçtır?
a)
300 b) 270 c) 220 d)200 e)100
25) Bir ekonomide
tasarruflar 95, yatırımlar 50 kamu harcamaları 80 ihracat 40, ithalat 60
vergiler 35 olduğuna göre , transfer ödemeleri kaçtır?
a)
10 b) 20 c) 30 d)40 e)50
26) Toplam tüketim
fonksiyonunun C=100+0,5Yd olduğu bir ekonomide hükümet harcamaları
500, planlanmış yatırımlar 150 ve vergilerde 500 birim ise denge milli gelir
düzeyi kaç birimdir?
a)
800 b) 900 c)1000 d) 1100 e)
1200
27) Kapalı bir
ekonomide marjinal tüketim eğilimi 0,9 ve vergi oranı 0,33 ise çarpan kaçtır?
a)
10 b9 5 c) 2,5 d) 2 e) 0,5
28) Belli bir dönemde
bir ülke sınırları içinde üretilen tüm nihai mal ve hizmetlerin toplam piyasa
değerine ne denir?
a)
GSMH b) SMH c) GSYİH
d) KG e)HG
29) Bir
ülkenin nüfusu 300.000, işgücü 200.000 ise ve 150.000 kişi istihdam ediliyorsa
işsizlik oranı yüzde kaçtır?
a) 16,7 b)
25 c)
33,3 d) 50 e) 75
30)Keynesyen
modelde istihdam düzeyinin temel belirleyicisi aşağıdakilerden hangisidir?
a)
Tüketim düzeyi
b)
Faiz hadleri
c)
Fiyatlar
d)
Ücretler
e)
Toplam talep düzeyi
21 Ocak 2014 Salı
İktisada Giriş Soruları
1) Monopolcü
rekabeti tanımlayınız ve bu piyasadaki bir firmanın talep ve hâsılat eğrilerini
değerlendiriniz.
2) Tam
rekabet, monopol ve monopolcü rekabet piyasalarındaki uzun dönem firma
dengelerini şekil çizerek açıklayınız
3) Monopolde
arz eğrisi var mıdır? Açıklayınız
4) Fiyat
farklılaştırmasını tanımlayınız ve fiyat farklılaştırma türlerini açıklayınız
5) Tam
rekabet piyasasında firmanın kısa dönem arz eğrisinin türetilişini açıklayınız
6) Tam
rekabet piyasasının özelliklerini açıklayınız ve Kısa dönem dengeyi toplam
maliyet toplam hâsılat yaklaşımıyla gösteriniz
7) Azalan
verimler yassını tanımlayınız Emeğin marjinal ve ortalama ürünleri arasındaki
ilişkiyi grafik yardımıyla açıklayınız
8) Ortalama
toplam maliyet ortalama değişken maliyet ortalama sabit maliyet ve marjinal
maliyet eğrilerini şekil yardımıyla açıklayınız.
9) Topla
fayda ve marjinal fayda arasındaki ilişki şekil çizerek açıklayınız
10) Farksızlık
ve eş ürün eğrilerini kısaca tanımlayınız ve özelliklerini yazınız.
15 Ocak 2014 Çarşamba
Türkiye Ekonomisi Büyüme Rakamlarını Anlama Klavuzu
Akat, Asaf Savaş (2013.06.20): “Kişi başına gelir
polemiği”, Vatan Gazetesi, http://goo.gl/xPJXf.
Balcı, Barış (2013.06.19): “Ekonomide ‘gerçek
büyüme’ tartışması”, Hürriyet Gazetesi, internet:
http://goo.gl/JopNm, gazete: http://goo.gl/F2a1z.
Cansen, Ege (2013.06.08): “Memleketimden iktisat
efsaneleri”, Hürriyet Gazetesi, http://goo.gl/kaWTu.
Cansen, Ege (2013.06.19): “Dani Rodrik ve Mehmet
Şimşek”, Hürriyet Gazetesi, http://goo.gl/DARYw.
Cigizoğlu, Okan (2013.06.18): “Demystifying the
Turkish economic success under AKP governance”,
html: http://goo.gl/KB4Rm, pdf: http://goo.gl/
EFr8E.
CNBCeFinans (2013.06.17): “Twitter’da Şimşek ve
Rodrik tartışması”, CNBC-e, http://goo.gl/u1MXq.
Cockburn, Patrick (2012.02.22): “Is Turkey’s economic
miracle about to fade away?”, Independent, http://
goo.gl/dgGRl (Türkçesi: http://goo.gl/PhpbL).
Deliveli, Emre (2013.06.21): “Macroeconomics 101 for
finance ministers”, Hürriyet Daily News, http://goo.
gl/u2woq.
Gürses, Uğur (2013.06.18): “Milli gelirdeki artış oranı
ne?”, blog yazısı, http://goo.gl/j6ZRD.
Kibritçioğlu, Aykut (1998): “İktisadi büyümenin
belirleyicileri ve yeni büyüme modellerinde beşeri
sermayenin yeri”, AÜSBF Dergisi, http://goo.gl/
pvLcc.
Kibritçioğlu, Aykut (2013): “Akademik iktisatçıların
siyaset ve siyasi partilerle ilişkileri hakkında bazı
düşünceler”, İktisat ve Toplum Dergisi, Yıl 3, Sayı
31-32 (Mayıs-Haziran), s. 19-24
polemiği”, Vatan Gazetesi, http://goo.gl/xPJXf.
Balcı, Barış (2013.06.19): “Ekonomide ‘gerçek
büyüme’ tartışması”, Hürriyet Gazetesi, internet:
http://goo.gl/JopNm, gazete: http://goo.gl/F2a1z.
Cansen, Ege (2013.06.08): “Memleketimden iktisat
efsaneleri”, Hürriyet Gazetesi, http://goo.gl/kaWTu.
Cansen, Ege (2013.06.19): “Dani Rodrik ve Mehmet
Şimşek”, Hürriyet Gazetesi, http://goo.gl/DARYw.
Cigizoğlu, Okan (2013.06.18): “Demystifying the
Turkish economic success under AKP governance”,
html: http://goo.gl/KB4Rm, pdf: http://goo.gl/
EFr8E.
CNBCeFinans (2013.06.17): “Twitter’da Şimşek ve
Rodrik tartışması”, CNBC-e, http://goo.gl/u1MXq.
Cockburn, Patrick (2012.02.22): “Is Turkey’s economic
miracle about to fade away?”, Independent, http://
goo.gl/dgGRl (Türkçesi: http://goo.gl/PhpbL).
Deliveli, Emre (2013.06.21): “Macroeconomics 101 for
finance ministers”, Hürriyet Daily News, http://goo.
gl/u2woq.
Gürses, Uğur (2013.06.18): “Milli gelirdeki artış oranı
ne?”, blog yazısı, http://goo.gl/j6ZRD.
Kibritçioğlu, Aykut (1998): “İktisadi büyümenin
belirleyicileri ve yeni büyüme modellerinde beşeri
sermayenin yeri”, AÜSBF Dergisi, http://goo.gl/
pvLcc.
Kibritçioğlu, Aykut (2013): “Akademik iktisatçıların
siyaset ve siyasi partilerle ilişkileri hakkında bazı
düşünceler”, İktisat ve Toplum Dergisi, Yıl 3, Sayı
31-32 (Mayıs-Haziran), s. 19-24
13 Ocak 2014 Pazartesi
İktisat Öğrencileri İçin Sömestr Okuma Listesi
Ulusların Düşüşü: Güç, zenginlik ve yoksulluğun kökenleri — Daron Acemoğlu & James Robinson (Doğan Kitap) http://bit.ly/1fqLfwz
Darwin Ekonomisi: Özgürlük, Rekabet ve Kamu Yararı — Robert H. Frank (Efil Yayınları) http://bit.ly/1bW8Yq9
İstikrarsız Bir Ekonominin İstikrarı — Hyman P. Minsky (Efil Yayınları) http://bit.ly/1bW8Yq9
Darwin Ekonomisi: Özgürlük, Rekabet ve Kamu Yararı — Robert H. Frank (Efil Yayınları) http://bit.ly/1bW8Yq9
İstikrarsız Bir Ekonominin İstikrarı — Hyman P. Minsky (Efil Yayınları) http://bit.ly/1bW8Yq9
İktisat Sosyolojisi - Smelser & Swedberg (Sentez Yay.)(Princeton Tanıtımı: http://bit.ly/1dawvCK)
Paranın Yükselişi: Dünyanın Finansal Tarihi — Niall Ferguson (YKY)http://bit.ly/1flutmC
İktisadi Düşünce Tarihi: Modern İktisasın İnşası — Mark Skousen
Akıllı Küreselleşme — Dani Rodrik (Efil Yayınları)http://bit.ly/1iZ6OZU
Adam Smith Pekin'de: 21. Yüzyılın Soykütüğü — Giovanni Arrighi (Yordam) http://bit.ly/JPfSlg
Bir Bilim Olarak İktisat Tarihinin Doğuşu
9 Ocak 2014 Perşembe
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)